Kronik Alt Karın Ağrısı (Kronik Pelvik Ağrı)

Kronik Pelvik Ağrı Nedir?

Kronik pelvik ağrı (KPA) rutin jinekolojik muayenelerde kadınların en sık yakınmalarından biridir. Çoğunlukla kasık bölgesinde, göbek dü­zeyinin altındaki karın duvarında ve/veya belde altı aydan uzun süren ağrı olarak tanımlanabilir. Bu ağrı adetle ya da cinsel iliş­kiyle ile ilintili olabilir. Her durumda periyodik ya da ani oluşumlu olması şart değildir. Kronik pelvik ağrı tipik olarak bazı işlevsel bozukluklar içerir ve bu da hastayı tıbbi ya da cerrahi yaklaşıma gereksinim duyar hale getirir.

Akut Ve Kronik Pelvik Ağrı Arasındaki Farklar Nelerdir?

Akut pelvik ağrı tipik olarak iyi tanımlanabilir ve yakın başlangıçlıdır. Başlamasından itibaren günler ve haftalar içinde son bulur ve altta ya­tan sorunun kökenini açığa kavuşturularak tam şifa ile hastaya yar­dımcı olunabilir. Akut ağrı farklı yoğunluklarda olabilir ve tedirginlik yaratır. Akut ağrı genellikle başka bir sorunun belirtisidir. KPA ise başlangıcı ve süresi muğlak olan, biyolojik işlevleri olmayan bir ağrıdır. Ağrı kesiciler tam olarak fayda etmeyebilirler. KPA değişik yoğunluk­ta hissedilir ve aşırı duyarlılık davranışları ve depresyonla genellikle ilişkilidir. Artık bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Kronik Pelvik Ağrı Ne Sıklıktadır?

Kronik pelvik ağrı oldukça yaygındır. Belki de, üreme çağındaki ka­dınlarda en sık tanı kategorisine giren tıbbi durumdur. Bu denli sık gö­rülmesine rağmen bu tip hastaların uzman hekimlere başvurması pek de sık değildir. Pratisyen hekimler sıklıkla kendi başlarına KPA tedavisi uygu­lamayı yeğlemektedirler. KPA ile ilgili bazı ilginç gerçekler şunlardır:

A.B.D.'deki kadınların %15’i KPA bildirmiştir. Ortalama yaş 18 ila 50 arasıdır. %61 hastada neden belirlenememiştir. %60'ı uzman hekime başvurmamaktadır. %28'ine asla tanı konamamaktadır.

Doğum sayısı pelvik ağrının görülme sıklığını değiştirebileceği için eskiden genel pratikte gebe kalmak pelvik ağrıların rahatlaması için bir "muhtemel tedavi" olarak görülmekteydi. Gebelik ve pelvik ağrı arasındaki bu iliş­ki henüz açığa kavuşmamıştır. Ama sezaryen ve miyom alınması gibi rahime yönelik cerrahi girişimleri takiben oluşumu not edilmiş ve kayda değer bulunmuştur.